Fulya Giray Sözen

2007 yılı İstanbul Bilgi Üniversitesi Sosyoloji ve Psikoloji yandal mezunu olan Fulya Giray Sözen, ardından Maltepe Üniversitesi'nde Gelişim Psikoloji Yüksek Lisans (2010) ve İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü'nde doktora çalışmasını (2016) çocuk suçluluğu üzerine yürüttüğü tez çalışmaları ile tamamladı. Yüksek lisans tez çalışması 17. Bireysel Silahsızlanma Bilimsel Araştırma ve İnceleme Yarışması’nda birincilik ödülü aldı.
2011-2013 arası tam zamanlı olarak akademisyenlik yaptı. Sivil toplum alanında ise uzun yıllar Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı'yla çalıştı, bu süreçte mahpus çocuklar ve risk altındaki gençlerle grup çalışmaları yürüttü, mahpuslara ve infaz koruma memurlarına yönelik kılavuzlar geliştirdi, birçok hibe programında yürütücü olarak görev aldı. Son dönemde cezaevleri içerisindeki çalışmalarına annelerinin yanında kalan 0-6 yaş arası çocuklar, mahpus kadınlar ve mahpusların dışarıdaki çocuklarıyla ilgili çalışmalarla devam etmektedir.
Halen, İstanbul Ticaret Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde yarı zamanlı olarak ders vermekte ve Avrupa Birliği destekli Children Outside Prison projesinin koordinatörlüğünü yürütmektedir.

Çocuk/kadın suçluluğu, çocuk ihmal ve istismarı, aile içi şiddet, çatışma çözümü ve yaratıcı drama çalışma alanları arasında yer almaktadır.

Özet

Batı literatüründe “Juvenile Delinquency” ifadesi ile açıklanan ve tam karşılığı “reşit olmayanın suçluluğu” olarak tanımlanan çocuk suçluluğu kavramı, hem çocukluk hem de ergenlik döneminde işlenen suçların büyük bir kısmını içermektedir (Defence for Children International, 1993). Bazı kaynaklarda ise çocuğun sosyal uyumsuzluğunun bir ifadesi veya çocuktaki sapmış davranışların yasal müdahale gerektirecek duruma dönüşmesi olarak tanımlanmaktadır (Günşen İçli, 2009).

Çoğu araştırma çocuk suçluluğu ile çocukluk döneminde yaşanan mağduriyetler arasında güçlü bir ilişki olduğunu ortaya koymaktadır. Yaşanan mağduriyetlerin çoğunun kaynağı ebeveynlerden kaynaklı travmalar olduğu gibi, bu travmatik deneyimler ana-babayla kurulan bağlanma örüntüsüyle de yakından ilgilidir.

Bu bağlamda, çocuk suçluluğu kavramı bilimsel yazında uzun süredir yetişkin suçluluğundan farklı ele alınmakta, çocuk suçluluğu ile ilgili bilimsel araştırma, önleme ve sağaltım çalışmaları büyük ölçüde “suç işlemiş çocuğun aslında bir çok etkenin kurbanı olduğu” gerçeği ile yeniden yorumlanmaktadır. Bu nedenle ve öte yandan suç işlemiş çocukların sağaltımlarında sanat oldukça etkili bir araçtır. Gussak ve Cohen-Liebman (2001) adli alanda kullanılan sanat terapisinin etkisinden bahsetmekte, kurum personeli ve danışan (mahpus) arasındaki etkileşimin ve danışanın (mahpus) çevre ve koşullara uyumunun sanat yoluyla çok daha güçlü sağlanacağını vurgulamaktadır. Bireysel ve grup sanat terapisi yöntemleri yetişkin ve çocuk mahpuslarda da etkin kullanılan yöntemler arasındadır.

Türkiye’de de çocuk suçluluğun önlenmesi, etkili sağaltım çalışmalarının yürütülmesi ve suç işlemiş çocukların yaşadığı hak kayıplarıyla ilgili savunu çalışmaları yapmak üzere 1992 yılında kurulan Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı (TCYOV), çalışmalarında sanat ve yaratıcı süreçleri etkin olarak kullanmaktadır. Özellikle suç önleme çalışmaları bağlamında TCYOV Merkezi’nde faaliyet gösteren Gençlik Merkezi Programı ve çocuk cezaevleri ile çocuk eğitim evlerinde yürütülen atölye çalışmaları zeminini sanatın iyileştirici gücünden almaktadır. Diğer yandan annesiyle birlikte cezaevinde kalan 0-6 yaş arası çocuklar ile mahpusların dışarıdaki çocuklarıyla yürütülen çalışmalarda TCYOV oyun ve sanatın dışavurumcu etkisini kullanmaktadır.